İnanç Töre

İnanç – Töre

Allah İnancı

Allah nerde ararsan orda hazır ve nazırdır. O, bizi her zaman görüyor. Bizi imtihan yapıyor. İnsanlar yaratılmadan önce ruhlar yaratıldı, Şeytan’ın ruhu da yaratıldı. Allah ruhlara; “Ben sizin Rabbiniz miyim?”  dedi. Onlar da “Belâ!” (Rabbimizsin) dediler. Ama Şeytan âsi geldi. Ben ateşten yaratıldım dedi. Ateş toprağın üstünde yanar, ben üstünüm dedi. Secde etmedi. Onun için şeytan lanetlenmiştir. “Ne zamandan beri Müslümansın?”  sorusuna; “Galü-belâ zamanından beri Müslümanım” denir.

 Olağanüstü Varlıklara inanç

Allah insanlara doğru yolu bulmaları için rehber olarak Peygamberleri gönderdi. Onlara da vahiy yoluyla kitap indir. Peygamberler günah işlemezler. Şeytan ise insanları kandırıp, günah işletir. Allah’a âsi geldiğinden nankördür. Onun için kör şeytan denir.

Melek

Ruhani varlıklardır. Bir insanda iki tane melek vardır. Sağ omzunda sevapları yazan, sol omuzda günahları yazan melek vardır.

Cin

Onlar da ruhani varlıklardır. İnsanlar gibi onlar da imtihan oluyorlar. Peygamberlere ve kitaplara inanırlar.

 Cin ve Şeytanla İlgili İnanışlar

*  Onların yiyeceği soğan kabuğu, sarımsak kabuğudur. (Kamışlı Köyü, Kişi: 11)

* Geceleri küllüklerde olurlar, üstüne basmamak için, besmele çekilirse onlar kaçarlar. Yoksa çarparlar.

* Ezan okunurken şeytanlar duymamak için arkasını dönüp, ezan bitinceye kadar kaçarmış. Köpekler  şeytanın kaçtığını görür, o yüzden ezan okunurken köpekler havlarlar.

 Iduklar (Mukaddesler)

 Ay

Eskiden ay tutulduğu zaman Kur’an okunur, havaya silah sıkılırdı. Davul (teneke) çalınırdı.

Güneş

Güneş Mahşer Günü yere bir arşın boyu kalacak, çok sıcak olacak, günahı olan çok insanları etkileyecek.

Hayvanlarla ilgili inanışlar

*  Koyuna-keçiye süpürgeyle vurulmaz. Çünkü vurulursa sürüyü kurt yer.

*  Kedi ve köpek olan eve kıtlık girmez.

*  Kedi öldürmek günah sayılır.

*  Geyik vurmak uğursuzluk sayılır.

*  Bacasına baykuş konan evden cenaze çıkarmış.

* Akşam üstü bir başkasına süt verilirse hayvanlara nazar değer. (Hayvanın memesi sancılanır, hastalanır, ölür vb.)

*  At sineği insanın  üstüne konarsa o kişiye misafir gelir.

*  Örümcek ağı olan eve melek girmez.

 Melek, cin, şeytan… vb. ile ilgili inanışlar

*  Islık çalmak şeytanı başa toplar,

*  Çalgı çalınan eve melek girmez.

*  Soğan, sarımsak kabuğu cinlerin yiyeceğidir.

*  Gece küllükten besmelesiz geçilirse cin çarpar.

Bitkiyle ilgili inanışlar

*  Dut ağaçları hayrat olarak dikilir. Kesenin başına bela geleceğine inanılır.

Yağmur duası

Güccük (küçük) Yağmırça ziyarettir. Yağmır yağmadığı, kurak zamanlarda ‘bodu bodu’ denilen bir şey vardı. Bir fakir gızıñ üzerine eski bir elbise giydirilirdi. Köyüñ içinde gezdirillerdi bunu. Üstüne su dökellerdi. Soñura şöle sölenirdi.

(Bodu bodu

Anañ neden öldü

Bir gaşşıcak sudan öldü

Ayām çamır ister

Boğazım hamır ister

Ak guzu gurban,

Göbekli harman

Ver Allah ver

Sellice bir yağmır)  didimiydi Cenab-ı Allah yağmırı güreden indirirdi.

Gurak olduğu senelerde dört köy haberleşir. (Kamışlı, Fındıklı, Alpu ve Ömerli köyleri)  ‘Cuma günü Garınca Dağı’nda Erenler’e varıp dua edeceğiz, gelmek isteyen gelsin’ dinir. Haberleşiller. Cuma günü gelir gene haberleşiller. Biz gazan alıyoruz, siz de itegen alın, siz tabak alın dinir. Garınca dağında Erenler’de birleşiller. Oruya giderken her köy bir davar (keçi ya da koyun) alır. Orada kesilecek, dua yapılacak ya, çocuklar götürülürdü. Dilekleri gabul olur diyi. Oruya varıllar, davarları keseller, kemik gısmını gazana vurullar, gaynadıllar. Et gısmını gavırıllar. (Kadınlar gitmez.)   Sofra serilir. Yimek yindikten soñura Gur’an okunur, duāya başlanır.  Çocuklar âmin âmin diller. (Yukardaki dörtlüğü okur çocuklar) Soñura yağmur yağardı. Suya 40 gözlü çıbık (üzüm çubuğu) bağlallar. Eğer yağmır çok yağarsa çıkarılır.”

Dua edilirken eller yere doğru açılır. Ceketler içi dışına gelecek şekilde giyir. Küskünler barışacak.

 Yağmur Yağmasıyla İlgili Halk İnanışları

* Kertenkeleyi kuyruğundan asıp alttan da ateşle yakılırsa yağmur yağacağına inanılır.

* Yılan canlı olarak ateşte yakılırsa yağmur yağacağına inanılır.

* İki evli bir adamıñ damdaki oluğunu (çörten) çalıp bir suya ıslarlar. Yağmur yağmadığı sürece oluğu sudan çıkarmazlar. Yağmur yağınca adamın oluğunun çalındığından haberi olmadığı için evine su dolar. Köylü de bu adamın haline güler.

Diğer inanışlar

*  Kulağı çınlayan kişinin, başkası tarafından anıldığına inanılır.

*  Kesilmiş saça basılırsa, saç sahibinin başı ağrır.

*  Gök kuşağı altından iki kova süt ile geçilirse cinsiyet değişir.

*  Evin duvarına at nalı çakılırsa eve ve içinde oturanlara uğursuzluk gelmez, nazar değmez.

*  Kapı eşiğine oturmak günah sayılır.

*  Gece diken çıkaran kız gelin olurmuş.

*  Dilde sivilce çıkması (dilinde hak bitmek) o kişinin hak yediğine delalettir.

*  Ayağın kaşınması uzak yola gitmeye alamettir.

*  Rüyasında ayakkabısını kaybeden kişinin, yakın, tanıdık birinin öleceğine delalet eder.

*  Çok sakız çiğneyenin kulağı akar.

*  Bir evde kız çok olur da kocaya gitmezse, tencerede kaynarmış.

*  Yemek yerken kaşık sağ elle tutulur. Sol elle tutulması hoş karşılanmaz.

*  Rüyada uçmak, o kişinin cennete gideceğini gösterir.

*  İyi işlerde sol el ve sol ayak kullanılmaz.

*  Çayın yüzüne cöbür çıkarsa misafir geleceğine işaret eder.

*  Üstünden geçilen tüfeğin avı kesilir.

*  Gece sakız çiğneyen ölü eti çiğnemiş gibi olur.

Töre

İnsanlar üzerinde dolaylı etkiye sahip, geçmişten günümüze kadar gelen, uymayanı dışlayan etkiye sahip geleneksel kurallardır. Törenin etkilediği konular; statüler, ast-üst ilişkileri, saygı-sevgi, evlenme, nikah, inançları… vb. etkiler.

Töre ’ye uymayanlar dışlanır, ayıplanırlar. Ana-babası yaşlanan bir kişi onların bütün sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.

Töre Hukuku/ örfî hukuk ve uygulamaları

Töre hukukunu toplum uygular. Mesela mezar ziyaretlerinde sesli konuşulmaz, mezarın üzerinden geçilmez. Geçenler ise ayıplanır. Mezar taşı parmak ile gösterilmez. Gösteren kimsenin  parmağını kanayıncaya kadar ısırması beklenir. Büyüklere el kalkmaz, eğer ki kaldırılırsa toplum tarafından ayıplanır. Köyünden ayrılan insanların sık olmasa bile ara sıra köyüne gelmesi beklenir. Aksi halde hoş karşılanmaz. Yaşlı insanların yanında sakız çiğnenmez, ayıplanır. Büyük kızı dururken küçük kızın gelin edilmesi hoş karşılanmaz… gibi.

Kız Kaçırma

Kız kaçırma olayları sık sık görülmemekle beraber eksik de olmaz. Kimi zaman da kız ile oğlanın anlaşmaları ve aile büyüklerinin tasvibi üzerine kız  istenir. İstenen kız verilmezse çok az da olsa kız kaçırma olayı yaşanmaktadır. Kız kaçırma adeti eskiden  vardı ama şimdi yok. Ahmet Amcaya eskiden kız kaçırma adeti var mıydı diye sorduğumuzda bize; “benim bu hanımı gaçırdım işde. Allahıma bin şükür mutluyum da, iki üç ay bubası biziynen küs durdu. Sonra barıştı.” dedi.

dugun

1970 ‘li yıllar Kamışlı’da bir düğün

Konuk Ağırlama

Eskiden köyde köy odaları vardı. Mulu (Molla) Hüseyin Hoca’nın, Karatlı İsa Efendi gibi varlıklı adamların odaları varıdı. Burada kalanlar çerçiler, yolcular, misafirler kalıllarıdı. Odada kalannardan ücret talep idilmezdi. Yemeğini, atının yemini köylü verirdi.

Eskiden şahıslara ait köy odaları varıdı. Şahıs yedirir içirir, masrafını karşılar, atına dahi bakardı. Uğurlardı. Eyüb ’ün, Mehmet Baysal ’ın, İsmail ve Ahmet  Say ’ın odaları varıdı.

Bugün odalar işlevini yitirmiştir. Ancak içerisinden yol geçmeyen, ulaşımı kısıtlı köylerde köy odaları vardır. Ömerli, Yazıcak Köyleri gibi… Ancak  şahısa ait değildir. Köylü yemek götürür elinden geldiğince.

Misafir geldiği zaman altına minder verilir. Buyurun, hoş geldin, nerelerdesin gibi içten sözlerle misafir karşılanır. Uzaktan gelmişse evde olan yiyeceklerden bir sofra serilir. Ayrıca hoş, samimi sohbetlerle misafirin gönlü hoş tutulur.

İmece-Yardımlaşma

Köyün suyu akmıyorsa, toplanılır yapılır gelinir. Bir komşunun evi yandıysa, açıkta bırakılmaz. İmeceyle yeni evi yapılır, herkes elinde olan yorgan, yastık ne varsa verir. Bütün köylerin camisi halkın yardımıyla yapılmıştır. Eski köydeki (Kamışlı) okulun yapımında malzeme dışında, hep yardımcı olunmuştur.